? Yabancı Boşanma Kararlarının Tanınması ve Tenfizi: Nüfus Müdürlüğünde İdari Tescil (NHK m.27/A) | Güzeloğlu Hukuk Bürosu
Tarih : 21.07.2026

Yabancı Boşanma Kararlarının Türkiye'de Tanınması ve Tenfizi: Nüfus Müdürlüğünde İdari Tescil (NHK m.27/A) ve MÖHUK Yolu Işığında Kapsamlı Hukuki Analiz

Yabancı ülke mahkemelerince verilen boşanma kararlarının Türkiye'de tanınması ve tenfizi: 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu m.27/A kapsamında mahkeme kararı olmaksızın doğrudan nüfus müdürlüğünde idari tescil, başvuru şartları, doksan gün kuralı, eşin ölmüş veya yabancı olması hali, MÖHUK m.50-59 tenfiz şartları, kamu düzeni istisnası ve fer'i hükümlerin akıbeti ışığında kapsamlı hukuki analiz.

Yurtdışında yaşayan Türk vatandaşlarının sayısının milyonlarla ifade edildiği bir ülke bakımından, yabancı ülke mahkemelerince verilen boşanma kararlarının Türkiye'de hüküm doğurması son derece pratik ve yaygın bir hukuki ihtiyaçtır. Yabancı bir mahkeme kararıyla boşanmış olmak, kişinin Türk hukuku bakımından da boşanmış sayılması sonucunu kendiliğinden doğurmaz. Türk nüfus kayıtlarında evlilik kaydı devam ettiği sürece kişi Türkiye'de hâlâ evli kabul edilir ve bu durum yeniden evlenmeden mirasa, mal rejiminden soybağına kadar çok geniş bir alanda ağır sonuçlar doğurur. Uzun yıllar boyunca bu sorunun tek çözümü Türk mahkemelerinde tanıma veya tenfiz davası açmaktı. Ancak 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'na eklenen 27/A maddesi ile birlikte, belirli şartların gerçekleşmesi halinde yabancı boşanma kararlarının mahkeme kararına gerek olmaksızın doğrudan nüfus müdürlüğünde idari yoldan tescil edilmesi mümkün hale gelmiştir. Bu makale; öncelikle bu idari tescil imkânını tüm ayrıntılarıyla ele almakta, ardından yargısal tanıma ve tenfiz yolunu, kamu düzeni istisnasını, boşanma kararındaki fer'i hükümlerin akıbetini ve uygulamada karşılaşılan sorunları kapsamlı biçimde incelemektedir.

1. Genel Çerçeve: Tanıma ve Tenfiz Kavramları Arasındaki Ayrım

Yabancı mahkeme kararlarının Türkiye'de etki doğurabilmesi bakımından tanıma ve tenfiz kavramlarının birbirinden ayrılması gerekmektedir. Tanıma, yabancı mahkeme kararının kesin hüküm ve kesin delil etkisinin Türkiye'de kabul edilmesini ifade eder. Tenfiz ise, yabancı kararın Türkiye'de cebri icraya konu edilebilmesini, yani icra kabiliyeti kazanmasını ifade eder. Boşanma kararları bakımından bu ayrımın pratik yansıması şudur: boşanmanın kendisi, yani evlilik birliğinin sona ermesi, icra edilebilir bir edim içermediğinden kural olarak tanıma konusudur. Buna karşılık boşanma kararının içinde yer alan nafaka, maddi ve manevi tazminat ile yargılama giderleri gibi bir edimin yerine getirilmesini gerektiren hükümler, Türkiye'de icra takibine konu edilebilmesi için tenfiz kararına ihtiyaç duyar. Uygulamada tek bir yabancı boşanma kararının bir kısmının tanıma, bir kısmının ise tenfiz konusu olması sıklıkla karşılaşılan bir durumdur ve bu husus dava dilekçesinin doğru kurgulanması bakımından belirleyicidir.

2. Yabancı Boşanma Kararının Türkiye'de Tanınmamasının Sonuçları

Yabancı ülkede verilmiş boşanma kararının Türkiye'de tanınmaması, sanılanın aksine yalnızca şekli bir eksiklik değildir; son derece ağır ve somut hukuki sonuçlar doğurur. Her şeyden önce kişi, Türk nüfus kayıtlarında evli görünmeye devam eder. Bu durumun ilk sonucu, Türkiye'de yeniden evlenmenin mümkün olmamasıdır; zira mevcut evlilik, sonraki evlenme bakımından kesin evlenme engeli teşkil eder. Bu engele rağmen kurulan bir evlilik mutlak butlanla sakat olur. İkinci önemli sonuç miras hukukunda ortaya çıkar. Yabancı boşanma kararı tanınmadığı sürece taraflar Türk hukuku bakımından eş sıfatını korur ve eşlerden birinin ölümü halinde diğeri yasal mirasçı olarak terekeden pay talep edebilir. Üçüncü olarak, mal rejiminin tasfiyesi, edinilmiş mallara katılma alacağı ve katkı payı gibi talepler bakımından belirsizlik doğar. Bu konudaki ayrıntılı incelememiz için bkz. Yurtdışındaki Türk Vatandaşlarının Mal Rejimi ve Miras Sorunları. Ayrıca çocukların soybağı, velayet durumu ve nüfus kayıtları bakımından da sorunlar ortaya çıkabilir. Nihayet, evlilik kaydının devam etmesi; sosyal güvenlik, dul aylığı, vergi ve vatandaşlık işlemleri gibi idari süreçlerde de fiili engeller yaratmaktadır. Bu nedenle yabancı boşanma kararının Türkiye'de hüküm doğurmasının sağlanması, ertelenmemesi gereken bir işlemdir.

3. İdari Tescil İmkânı: Nüfus Hizmetleri Kanunu Madde 27/A

Türk tanıma hukuku bakımından köklü bir yenilik, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'na eklenen 27/A maddesi ile getirilmiştir. Bu düzenleme, önce 2017 yılında kanun hükmünde kararname ile ihdas edilmiş, ardından kanunla kabul edilerek kalıcı hale gelmiştir. Madde 27/A uyarınca; yabancı ülke adli veya idari makamlarınca boşanmaya, evliliğin butlanına, iptaline veya mevcut olup olmadığının tespitine ilişkin olarak verilen kararlar, maddede sayılan şartların gerçekleşmesi halinde doğrudan nüfus kütüğüne tescil edilir. Bu düzenlemenin taşıdığı önem büyüktür: şartları taşıyan bir yabancı boşanma kararı bakımından artık Türk mahkemelerinde tanıma davası açılmasına gerek kalmamakta, işlem tamamen idari bir başvuru ile sonuçlandırılabilmektedir. Bu, yurtdışında yaşayan vatandaşlar açısından zaman, masraf ve yargılama yükü bakımından son derece önemli bir kolaylıktır. Söz konusu düzenlemenin uygulama esasları, Yabancı Ülke Adli veya İdari Makamlarınca Verilen Kararların Nüfus Kütüğüne Tescili Hakkında Yönetmelik ile ayrıntılı olarak belirlenmiştir. Vurgulanmalıdır ki idari tescil, yargısal tanımanın yerine geçen alternatif bir yol olup, şartları taşımayan hallerde mahkeme yolu açık kalmaya devam etmektedir.

4. Madde 27/A Kapsamında Aranan Esasa İlişkin Şartlar

İdari tescilin yapılabilmesi için maddede üç temel esasa ilişkin şart öngörülmüştür. Birinci şart, kararın verildiği devlet kanunlarına göre konusunda yetkili adli veya idari makam tarafından verilmiş olmasıdır. Bu şart, yabancı makamın kendi hukukuna göre boşanma konusunda yetkili olmasını gerektirir. Düzenlemenin dikkat çeken yönü, yalnızca mahkeme kararlarını değil, idari makamlarca verilen boşanma kararlarını da kapsamasıdır. Nitekim bazı ülkelerde boşanma işlemleri belediye, nüfus idaresi veya noter gibi idari makamlar önünde gerçekleştirilmekte olup, bu tür kararlar da madde kapsamındadır. İkinci şart, kararın usulen kesinleşmiş olmasıdır; kesinleşmemiş, temyiz veya itiraz yolu açık kararlar tescil edilemez. Bu nedenle karara ilişkin kesinleşme şerhinin veya kesinleştiğini gösteren belgenin sunulması zorunludur. Üçüncü şart ise kararın Türk kamu düzenine açıkça aykırı bulunmamasıdır. Kanun burada bilinçli olarak açık aykırılık ölçütünü benimsemiş olup, idari makamın yapacağı inceleme sınırlı ve şekli niteliktedir; nüfus müdürlüğü yabancı kararın esasını inceleyemez, yeniden yargılama yapamaz.

5. Başvuru Usulü: Birlikte Başvuru, Doksan Gün Kuralı ve Tek Başına Başvuru Halleri

Madde 27/A'nın uygulamada en kritik ve en çok soru doğuran yönü başvuru usulüdür. Kural olarak tarafların bizzat veya vekilleri aracılığıyla birlikte başvurması gerekir. Ancak birlikte başvuru şartı, eşlerin fiilen aynı anda ve aynı yerde bulunmasını gerektirmez. Taraflardan birinin başvurmasının ardından diğerinin doksan gün içinde başvurması halinde de birlikte başvuru şartı gerçekleşmiş sayılır. Bu esneklik, farklı ülkelerde yaşayan eşler bakımından son derece işlevseldir. Başvurunun vekil aracılığıyla yapılması mümkündür; ancak vekâletnamenin bu işlem için özel yetki içermesi ve usulüne uygun düzenlenmiş olması gerekir. Uygulamada en çok sorun yaratan husus, eşlerden birinin başvuruya yanaşmaması veya ulaşılamaması halidir. Düzenlemenin ilk halinde bu durum idari yolu tamamen tıkamaktaydı; özellikle eski eşin vefat etmiş olması halinde sağ kalan eş, ölen eşin mirasçılarına karşı çekişmeli bir tanıma davası açmak zorunda kalıyordu. Bu ciddi hak kayıplarını gidermek üzere 2020 yılında yapılan değişiklikle madde metnine önemli bir istisna eklenmiştir. Buna göre, taraflardan birinin ölmüş olması ya da yabancı olması halinde, Türk vatandaşı olan diğer taraf veya vekili tek başına başvurabilir. Bu istisna, uygulamadaki en sık karşılaşılan iki tıkanıklığı ortadan kaldırmış ve idari yolun kapsamını önemli ölçüde genişletmiştir.

6. Başvurunun Yapılacağı Makamlar ve Yetki

Başvurunun nereye yapılacağı, başvuranın yerleşim yerine ve kararın verildiği ülkeye göre belirlenir. Yurtdışında bulunanlar bakımından başvuru, kararın verildiği ülkedeki Türk dış temsilciliklerine yapılır. Yurt içinde ise başvuru, taraflardan birinin yerleşim yerindeki il nüfus ve vatandaşlık müdürlüğüne yapılır. Tarafların Türkiye'de yerleşim yerinin bulunmaması halinde ise, Bakanlıkça belirlenen ve aralarında Ankara, İstanbul, İzmir, Bursa, Antalya, Adana, Konya, Kayseri, Samsun, Trabzon, Gaziantep, Diyarbakır, Erzurum, Şanlıurfa, Kahramanmaraş, Sivas, Siirt ve Van'ın da bulunduğu il müdürlüklerinden herhangi birine başvuru yapılabilmektedir. Bu düzenleme, Türkiye ile fiili bağlantısı zayıflamış vatandaşlar bakımından da idari yolu erişilebilir kılmaktadır. Başvurular, bu iş için oluşturulan komisyonlar tarafından incelenmekte ve şartların gerçekleştiği tespit edildiğinde tescil işlemi gerçekleştirilmektedir.

7. Başvuruda Sunulması Gereken Belgeler ve Şekli Gereklilikler

İdari tescil başvurusunda sunulacak belgeler, uygulamada sürecin en sık aksadığı noktadır. Başvuru dilekçesi ile birlikte yabancı makam kararının aslı veya usulüne uygun onaylı örneği sunulmalıdır. Kararın kesinleştiğine ilişkin şerh veya belge mutlaka bulunmalıdır. Yabancı resmi belgelerin Türkiye'de kullanılabilmesi için, ilgili ülkenin Lahey Apostil Sözleşmesi'ne taraf olması halinde apostil şerhi; taraf olmaması halinde ise Türk konsolosluğu tasdiki gerekmektedir. Ayrıca kararın ve eklerinin yeminli tercüman tarafından yapılmış ve noter ya da konsoloslukça onaylanmış Türkçe tercümesi sunulmalıdır. Buna ek olarak tarafların kimlik belgeleri, vekil aracılığıyla başvuruluyorsa özel yetkili vekâletname ve varsa evlilik cüzdanı gibi belgeler talep edilmektedir. Uygulamada apostil eksikliği, kesinleşme şerhinin bulunmaması veya tercümenin usulüne uygun onaylanmamış olması, başvuruların en sık reddedilme sebepleridir. Bu nedenle belge hazırlığının baştan eksiksiz yapılması, sürecin hızla sonuçlanması bakımından belirleyicidir.

8. İdari Yolun Sınırları ve Tescil Talebinin Reddi Halinde İzlenecek Yol

İdari tescil imkânı geniş olmakla birlikte sınırsız değildir. Her şeyden önce madde, yalnızca boşanmaya, evliliğin butlanına, iptaline veya mevcut olup olmadığının tespitine ilişkin kararları kapsar. Bu nedenle salt gaiplik veya ölmüş sayılma kararları madde kapsamı dışındadır; ancak bu tür kararların içinde evliliğin sona erdiğine ilişkin bir hüküm bulunuyorsa tescil mümkün olabilmektedir. Bunun yanında, boşanma kararının içinde yer alan ve icrayı gerektiren nafaka veya tazminat gibi hükümler bakımından idari tescil yeterli değildir; bu hükümlerin Türkiye'de icra edilebilmesi için ayrıca tenfiz kararı alınması gerekir. Nihayet, kanunda sayılan şartların yerine getirilmediği gerekçesiyle tescil talebinin reddedilmesi halinde, ilgili kararın Türkiye'de tanınması için Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun hükümleri çerçevesinde mahkemeye başvurulması yolu açıktır. Dolayısıyla idari yol, yargısal yolu ortadan kaldıran değil, onunla birlikte var olan ve şartları taşıyan hallerde tercih edilebilecek pratik bir alternatiftir.

9. Yargısal Yol: MÖHUK Çerçevesinde Tanıma ve Tenfiz Davası

İdari tescilin mümkün olmadığı hallerde, yabancı boşanma kararının Türkiye'de hüküm doğurması 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun çerçevesinde açılacak tanıma veya tenfiz davası ile sağlanır. Bu davalarda görevli mahkeme aile mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise, karşı tarafın Türkiye'deki yerleşim yeri; yerleşim yeri yoksa sakin olduğu yer mahkemesidir. Türkiye'de yerleşim yeri veya sakin olduğu bir yer bulunmayan hallerde Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinde dava açılabilir. Tanıma davası, tenfiz davasına ilişkin hükümlere tabi olmakla birlikte, tanımada karşılıklılık şartı aranmaz. Bu husus pratikte büyük önem taşır; zira Türkiye ile arasında karşılıklılık bulunmayan ülkelerden alınan boşanma kararlarının tanınması yine de mümkündür. Yargılama, basit yargılama usulüne tabi olup, mahkeme yabancı kararın esasını incelemez. Bu ilke, yabancı kararın maddi hukuk bakımından doğru olup olmadığının, delillerin doğru değerlendirilip değerlendirilmediğinin veya boşanma sebebinin Türk hukukuna uygun olup olmadığının tartışılamayacağı anlamına gelir.

10. Tenfiz Şartları ve Tanıma Bakımından Farklılıklar

MÖHUK uyarınca tenfiz kararı verilebilmesi için aranan şartlar şunlardır: kararın yabancı bir mahkemeden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş olması; Türkiye ile karar veren devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş kararların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmü veya fiili uygulamanın bulunması; hükmün Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması; kararın kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması; ve davalının savunma hakkına riayet edilmiş olmasıdır. Savunma hakkı bakımından, davalının yabancı mahkemede usulüne uygun şekilde davet edilmemiş, temsil edilmemiş veya kendisine karşı gıyapta hüküm verilmiş olması ve bu hususlara Türkiye'de itiraz edilmesi halinde tenfiz talebi reddedilir. Tanıma bakımından ise bu şartlardan karşılıklılık aranmaz; diğer şartlar tanıma davasında da geçerlidir. Bu farklılık, boşanma kararlarının büyük çoğunluğunun tanıma yoluyla Türkiye'de hüküm doğurabilmesini kolaylaştırmaktadır.

11. Boşanma Kararındaki Fer'i Hükümlerin Akıbeti

Yabancı boşanma kararları çoğu zaman yalnızca evliliğin sona erdirilmesiyle sınırlı kalmaz; velayet, kişisel ilişki, nafaka, maddi ve manevi tazminat ile mal rejiminin tasfiyesine ilişkin hükümler de içerir. Bu hükümlerin Türkiye'deki akıbeti ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Velayete ilişkin hükümler kural olarak tanıma konusudur; ancak velayetin fiilen icrası, yani çocuğun teslimi gerektiğinde tenfiz gündeme gelebilir. Çocuğun haksız olarak yurtdışına götürülmesi hali bakımından bkz. Uluslararası Çocuk Kaçırma ve İade Davası; velayet sahibi ebeveynin taşınma talebi bakımından bkz. Velayet Sahibi Ebeveynin Yurtdışına Taşınma Talebi. Nafaka, tazminat ve yargılama giderlerine ilişkin hükümler, bir edimin yerine getirilmesini gerektirdiğinden Türkiye'de icra takibine konu edilebilmesi için tenfiz kararına ihtiyaç duyar. Mal rejiminin tasfiyesine ilişkin hükümlerde ise, taşınmazlara ilişkin ayni haklar bakımından Türk mahkemelerinin münhasır yetkisi sorunu gündeme gelebilmektedir; Türkiye'de bulunan taşınmazlar üzerindeki ayni haklara ilişkin yabancı kararların tenfizi mümkün olmayabilir. Bu nedenle kapsamlı bir yabancı boşanma kararı bakımından, hangi hükmün tanıma hangi hükmün tenfiz konusu olduğu baştan doğru belirlenmeli ve talep sonucu buna göre kurgulanmalıdır. Uygulamada kısmi tanıma ve kısmi tenfiz talepleri de mümkündür.

12. Kamu Düzeni İstisnasının Kapsamı ve Yargıtay Yaklaşımı

Hem idari tescilde hem de yargısal tanıma ve tenfizde ortak olan en kritik ölçüt kamu düzeni istisnasıdır. Kanun, kararın kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması şartını aramaktadır. Buradaki açıklık vurgusu, istisnanın dar yorumlanması gerektiğini ortaya koyar. Yerleşik anlayışa göre, yabancı hukukun Türk hukukundan farklı olması, boşanma sebeplerinin Türk Medeni Kanunu'ndaki sebeplerden farklı düzenlenmiş olması veya kararda kusur tespiti yapılmamış olması tek başına kamu düzenine aykırılık teşkil etmez. Kamu düzeni müdahalesi, ancak kararın Türk hukukunun temel değerlerine, genel ahlaka, anayasal temel haklara veya usuli temel güvencelere açıkça aykırı sonuçlar doğurması halinde söz konusu olur. Yargıtay uygulamasında; gerekçesiz kararlar bakımından değerlendirme titizlikle yapılmakta, savunma hakkının tamamen ortadan kaldırıldığı yargılamalar sonucu verilen kararlar ile eşitlik ilkesine aykırı biçimde tek taraflı irade beyanına dayanan ve kadına hiçbir hukuki koruma tanımayan boşanma biçimleri kamu düzeni yönünden sorunlu görülmektedir. Buna karşılık dini veya idari nitelikte olmakla birlikte, ilgili devlet hukukunda resmi sonuç doğuran ve tarafların iradelerini usulüne uygun biçimde yansıtan boşanma işlemleri, salt bu nitelikleri sebebiyle reddedilmemektedir.

13. Uygulamada Karşılaşılan Başlıca Sorunlar

Yabancı boşanma kararlarının Türkiye'de hüküm doğurması sürecinde en sık karşılaşılan sorunlar şunlardır. Birincisi belge eksikliğidir; kesinleşme şerhinin bulunmaması, apostil veya konsolosluk tasdikinin eksik olması, tercümenin usulüne uygun onaylanmamış olması başvuruların ve davaların en yaygın aksama sebebidir. İkincisi, Türkiye'de derdest bir boşanma davası bulunmasıdır; bu durumda yabancı kararın tanınması talebi ile Türkiye'deki dava arasındaki ilişki ve derdestlik itirazı gündeme gelir. Üçüncüsü, çelişkili kararlar sorunudur; aynı evlilik hakkında hem Türkiye'de hem yabancı ülkede karar verilmiş olması halinde hangi kararın esas alınacağı tartışmalıdır. Dördüncüsü, kararın kapsamının belirsiz olmasıdır; özellikle fer'i hükümlerin muğlak ifade edildiği kararlarda, tanıma veya tenfiz talebinin kapsamının netleştirilmesi gerekir. Beşincisi, tarafların işbirliğinden kaçınmasıdır; her ne kadar 2020 değişikliği ile ölmüş veya yabancı eş bakımından tek başına başvuru mümkün kılınmışsa da, Türk vatandaşı olan ve hayatta bulunan eşin başvurudan kaçınması halinde idari yol işletilemez ve mahkeme yoluna gidilmesi gerekir.

14. İdari Yol ile Yargısal Yolun Karşılaştırılması ve Tercih Kriterleri

Somut olayda hangi yolun tercih edileceği, sürecin hızı ve maliyeti bakımından belirleyicidir. İdari tescil yolu; daha hızlı sonuçlanması, yargılama gideri ve vekâlet ücreti yükünün bulunmaması, duruşma zorunluluğu içermemesi ve yurtdışından dış temsilcilikler aracılığıyla yürütülebilmesi sebebiyle açık biçimde avantajlıdır. Ancak bu yol; tarafların birlikte başvurusunu gerektirmesi, yalnızca evliliğin sona ermesine ilişkin hükümleri kapsaması ve icra gerektiren hükümler bakımından yetersiz kalması sebebiyle her olayda uygulanabilir değildir. Yargısal yol ise; tek taraflı olarak yürütülebilmesi, fer'i hükümler dahil kararın tamamı bakımından sonuç doğurabilmesi ve tenfiz yoluyla icra kabiliyeti sağlaması sebebiyle daha kapsamlıdır. Buna karşılık daha uzun sürmekte ve daha maliyetli olmaktadır. Pratik yaklaşım şudur: karar yalnızca boşanmaya ilişkinse ve karşı taraf işbirliğine açıksa ya da vefat etmiş veya yabancı ise, idari yol tercih edilmelidir. Karar nafaka, tazminat veya icrayı gerektiren başka hükümler içeriyorsa ya da karşı taraf başvuruya yanaşmıyorsa, doğrudan yargısal yola başvurulması zaman kaybını önler.

15. Sonuç ve Pratik Tavsiyeler

Yabancı boşanma kararlarının Türkiye'de hüküm doğurması, yurtdışında yaşayan Türk vatandaşları bakımından ertelenmemesi gereken bir hukuki işlemdir. Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 27/A maddesi ile getirilen idari tescil imkânı, şartları taşıyan hallerde mahkeme kararına gerek kalmaksızın hızlı ve ekonomik bir çözüm sunmakta; 2020 yılında yapılan değişiklikle eşin ölmüş veya yabancı olması hallerinde tek başına başvuru imkânının tanınması, uygulamadaki en önemli tıkanıklıkları gidermiştir. Bu alanda dikkat edilmesi gereken pratik hususlar şunlardır: kararın kesinleşme şerhinin baştan temin edilmesi; apostil veya konsolosluk tasdikinin eksiksiz tamamlanması; tercümenin yeminli tercüman tarafından yapılıp usulüne uygun onaylanması; başvurunun doğru makama yöneltilmesi; birlikte başvuru şartı bakımından doksan günlük sürenin takip edilmesi; kararın fer'i hükümler içermesi halinde tanıma ile tenfiz ayrımının doğru kurgulanması; ve Türkiye'de derdest bir dava bulunup bulunmadığının önceden kontrol edilmesi. Sürecin başında yapılacak doğru bir hukuki değerlendirme, hem gereksiz dava masraflarını hem de yıllara yayılan hak kayıplarını önleyecektir.

Yabancı boşanma kararlarının tanınması ve tenfizi, Nüfus Hizmetleri Kanunu m.27/A kapsamında idari tescil başvuruları, MÖHUK çerçevesinde tanıma ve tenfiz davaları, yurtdışı mal rejimi ve miras uyuşmazlıkları ile sınır ötesi velayet ve nafaka konularında danışmanlık almak için info@guzeloglu.legal adresinden bize ulaşabilirsiniz.

Yazar: Abdülkadir GÜZELOĞLU