Tarih : 12.05.2020

Anonim Şirketlerde İç Yönerge ile Yönetim Yetkisinin Devri

Anonim şirketler nezdinde yönetim kurulları, yönetim haklarıyla temsil yetkilerinin bizzat kendileri tarafından kullanılması zorunluluğu bulunmamaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu yönetim yetkilerinin diğer yönetim kurulu üyelerine veya üçüncü kişilere aktarılmasını öngören esnek yönetim anlayışını benimsemektedir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (“TTK”) 367’nci maddesi uyarınca yönetim kurulu tarafından şirketin yönetimine ilişkin yetkiler, hazırlanacak bir iç yönerge ile bazı yönetim kurulu üyelerine veya yönetim kurulu üyesi olmayan üçüncü kişilere aktarılabilmektedir.

Yetki devri ile aslında kurul halinde kullanılan yönetim yetkisi farklı yetkinlikteki kişilere pay edilmekte böylelikle iş bölümü yapılarak yönetim organizasyonu tesis edilebilmekte, üyelerin sorumlulukları azaltılabilmekte ve belirli işlerin konunun uzmanlarına tevdi edilmesi ile profesyonel bir yönetim anlayışı uygulanabilmektedir.

TTK kapsamında yönetimin devri iç yönerge ile yapılabilmektedir. Şirketler hukuku çerçevesinde iç yönerge, şirket işleyişine ve organizasyonuna ilişkin düzenlemelerin yer aldığı şirket tarafından uyulması gereken belge olarak tanımlanabilmektedir. İç yönerge kanuna ve şirket esas sözleşmesine aykırı hükümler içerememektedir. Bu bakımdan iç yönergeler, şirket esas sözleşmesinde yer almayan veya sınırlı kapsamda yer alan bazı hususların daha ayrıntılı olarak düzenlendiği belgelerdir.


Yönetim Devrinin Şartları

Anonim şirketlerde yönetim yetkilerinin devredilebilmesine ilişkin şartlar üç ana başlık altında toplanabilmektedir.

i. Yönetim Devri Bir İç Yönerge ile Yapılmalıdır

TTK’nın 367’nci maddesi, yönetim devri işleminin yönetim kurulu tarafından düzenlenecek bir iç yönerge ile yapılabileceğini belirtmektedir. Bu şarta aykırı yapılacak yönetim devirleri geçersiz olacaktır.

ii. Esas Sözleşmede Devre İzin Veren Bir Hüküm Bulunmalıdır

TTK’nın 367’nci maddesi, yönetim kurulu tarafından yönetimin devredilebilmesi için esas sözleşmede buna ilişkin bir hükmün bulunması gerekliliğini şart koşmaktadır. Esas sözleşme, TTK’nın 336’ıncı maddesinde belirtildiği üzere şirketin kuruluş belgelerinden olup doktrin tarafından şirketin anayasası olarak nitelendirilmektedir. Buna göre yönetimin devri işlemi, esas sözleşmeye aykırı olmamak kaydıyla ve esas sözleşmede hüküm bulunması halinde gerçekleştirilebilmektedir.

iii. İç Yönerge ile Devredilecek Yetkiler, Yönetim Kurulunun Devredilemez Görev ve Yetkilerinden Olmamalıdır

Yönetim kurulunun birtakım görev ve yetkileri, kanun gereği devredilemez ve vazgeçilemez niteliktedir. Bu nitelikteki görev ve yetkilerin herhangi bir şekilde devredilmesi mümkün değildir.

TTK kapsamında yönetim kurulunun devredilmez ve vazgeçilemez görev ve yetkilerinin bir kısmı aşağıdaki gibi sayılabilmektedir;

  • Şirketin üst düzeyde yönetimi ve bunlarla ilgili talimatların verilmesi
  • Şirket yönetim teşkilatının belirlenmesi
  • Muhasebe, finans denetimi ve şirketin yönetiminin gerektirdiği ölçüde, finansal planlama için gerekli düzenin kurulması.
  • Müdürlerin ve aynı işleve sahip kişiler ile imza yetkisini haiz bulunanların atanmaları ve görevden alınmaları.
  • Yönetimle görevli kişilerin, özellikle kanunlara, esas sözleşmeye, iç yönergelere ve yönetim kurulunun yazılı talimatlarına uygun hareket edip etmediklerinin üst gözetimi.
  • Pay, yönetim kurulu karar ve genel kurul toplantı ve müzakere defterlerinin tutulması, yıllık faaliyet raporunun ve kurumsal yönetim açıklamasının düzenlenmesi ve genel kurula sunulması, genel kurul toplantılarının hazırlanması ve genel kurul kararlarının yürütülmesi.
  • Borca batıklık durumunun varlığında mahkemeye bildirimde bulunulması.


Yönetim Kurulu İç Yönergelerinin İçeriği

TTK’nın ilgili 367’nci maddesi iç yönergede bulunabilecek birtakım unsurları sınırlayıcı olmaksızın saymaktadır. İlgili hükme göre “iç yönerge şirketin yönetimini düzenler; bunun için gerekli olan görevleri, tanımlar, yerlerini gösterir, özellikle kimin kime bağlı ve bilgi sunmakla yükümlü olduğunu belirler.”

Bu hükümden yola çıkılarak iç yönergelerde genellikle amaç, şirketin yönetimi, yönetim kurulunun yapısı, şirket içi bilgi aktarımı, yetki devrine ilişkin hükümler ve diğer lüzumlu hususların ayrıntılı olarak düzenlendiği görülmektedir.



Yönetim Devri Halinde Yönetim Kurulu Üyelerinin Sorumluluğu

Yönetimin devredildiği durumlarda, yönetimin devredildiği kişilerin gerçekleştirmiş oldukları işlemlere ilişkin olarak yönetim kurulunun diğer üyelerinin sorumlulukları tamamıyla kaldırılmamaktadır.

Yönetim kurulunun diğer üyelerinin sorumlulukları, özet olarak, TTK’nın 375/1-e, 553/2, 553/3 maddeleri ile açıklanabilmektedir.

Buna göre 375/1-e hükmü yönetim kurulunun devredilemez ve vazgeçilemez bir yetkisini “Yönetimle görevli kişilerin, özellikle kanunlara, esas sözleşmeye, iç yönergelere ve yönetim kurulunun yazılı talimatlarına uygun hareket edip etmediklerinin üst gözetimi.” ifadeleriyle düzenlemektedir. Yönetim kurulu üyeleri bu hüküm uyarınca üst gözetim ile yükümlü tutulmaktadır.

TTK 553/2 Kanundan veya esas sözleşmeden doğan bir görevi veya yetkiyi, kanuna dayanarak, başkasına devreden organlar veya kişiler, bu görev ve yetkileri devralan kişilerin seçiminde makul derecede özen göstermediklerinin ispat edilmesi hâli hariç, bu kişilerin fiil ve kararlarından sorumlu olmayacaklarını ifade etmektedir. Belirtildiği üzere yönetim kurulu görevi devralan kişilerin seçiminde makul derecede özeni göstermişse, görevi devralan tarafından yapılacak işlemler nedeniyle sorumlulukları doğmayacağı söylenebilmektedir.

TTK 553/3 ise hiç kimsenin kontrolü dışında kalan, kanuna veya esas sözleşmeye aykırılıklar veya yolsuzluklar sebebiyle sorumlu tutulamayacağını; bu sorumlu olmama durumu gözetim ve özen yükümü gerekçe gösterilerek geçersiz kılınamayacağını belirtmektedir.



Şirketler Hukuku hakkında daha fazla bilgi almak ve her türlü sorunuzu iletmek için bize info@guzeloglu.legal adresinden ulaşabilirsiniz.
Yazar: Abdülkadir Güzeloğlu & Tarık Kurban
İlişkili Alanlar: Şirketler Hukuku