Tarih : 10.05.2020

Avrupa Hukuk Enstitüsü COVID-19 Krizine İlişkin İlkelerini Yayımladı

Avrupa Hukuk Enstitüsü (“ELI”) Konseyi, COVID-19 salgını nedeniyle meydana gelen önemli hukıki sorunların önemlilerini konu edinen ve başta Avrupa Devletleri, Avrupa Birliği kurumları ve diğer organlara rehberlik sunması amaçlanan ELI COVID-19 Krizine İlişkin İlkelerini yayımladı.

ELI tarafından yayımlanan ELI COVID-19 Krizine İlişkin İlkeler (“İlkeler”) COVID-19 salgının yayılmasının önlenmesi ve kontrol altına alınması amacıyla devletlerin olağandışı önlemler aldıklarını ve halihazırda almaya devam ettiklerini, devletler tarafından alınan bu önlemlerle vatandaşların temel haklarının kaçınılmaz olarak kısıtlandığı, ülkelerin demokratik kurumlarının ve hukuk sistemlerinin etkilendiği ifade edilmektedir.

Bu kapsamda COVID-19 ile mücadele kapsamında alınan önlemlerin yerleşik demokratik prensipler, uluslararası hukuk düzeni ve hukuk devleti çerçevesinde alınmasının toplumun üstün yararı bakımından bir gereklilik olduğu belirtilmektedir.

ELI en geniş ve global anlamıyla Avrupa Hukuku’nun niteliğinin geliştirilmesini hedefleyen, bu amaç için Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi’ne yönelik olarak fakat bunlarla sınırlı olmaksızın araştırmalar ve çalışmalar ve çeşitli organizasyonlar gerçekleştiren bağımsız bir organizasyon olarak tanımlanmaktadır.

İlkeler çerçevesinde, yaşanmakta olan COVID-19 salgınının parlamentolar ve mahkemeler gibi kurumların fonksiyonlarına getirilen birtakım sınırlamaları haklı hale getirdiği ancak bu sınırlamaların demokratik kontrole tabi olması, suiistimal edilmemesi ve doğrudan COVID-19 ile ilgili tedbirler dışındaki amaçlar için uygulanmaması gerektiği vurgulanmaktadır.

İlkeler kapsamında, hükümetler tarafından alınan zorunlu karantina, yer değiştirme kısıtlamaları, sınırların kapatılması gibi önlemlerin ayrıca iş dünyası, ticaret ve istihdam yönünden de çarpıcı etkilerinin olduğu, COVID-19 salgınının neden olduğu aşırı ifa güçlükleri ve diğer zorlukları konu edinen yasal önlemlerin, dayanışma ve adalet ilkeleri ve ayrıca devletler arasında uluslararası veya Avrupa Birliği düzeyindeki koordineli eylem ihtiyacının gözetilerek gerçekleştirilmesi gerektiği ifade edilmektedir.

Bağımsız ve siyasetten ari bakış açısıyla, diğer organların yayımları da dikkate alınarak hazırlandığı ifade edilen toplam 15 İlke ile Avrupa Birliği üyesi olsun ya da olmasın tüm Avrupa ülkelerine hitap edildiği belirtilmektedir. İlkelerle Avrupa Devletleri, Avrupa Birliği kurumları ve diğer organlarca yapılan işlemlerin hukukun üstünlüğü ve demokratik değerlere uygun olmasının amaçlandığı ifade edilmektedir.

İlkeler temel hak ve özgürlükler, ayrımcılık, kanunların ihdasına ilişkin hususlar, adalet sistemine yönelik ilkeler, sınırlar ve hareket özgürlüğü, malların ve hizmetlerin serbest dolaşımına ilişkin prensipler, istihdam ve ekonomi, ilişkilerin uzaktan devamlılığı, eğitim, moratoryum ve borçların düzenli ödenmesi ile ilgili prensipler, mücbir sebep ve aşırı ifa güçlüğü, basit ihmalden sorumluluğa ilişkin istisnalar ve normale dönüş başlıkları hakkında yol gösterici tavsiyeler sunmaktadır.

Buna göre ELI tarafından yayımlanan İlkelerden önemli görülenler şu şekilde özetlenebilmektedir.


İlke- 1 Temel Değerler, Prensipler ve Özgürlükler

  • İlke kapsamında COVID-19 salgını nedeniyle meydana gelen ve daha önce örneği görülmemiş duruma rağmen sadece Avrupa Birliği Anlaşması, Avrupa Birliği’nin İşleyişine İlişkin Antlaşma, Temel Haklar ve Özgürlükler Şartı gibi birincil kurallarında yer alanlar değil aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Devletlerin kendi anayasalarında yer alan temel değerler, prensipler ve özgürlüklerinde korunması ve sürdürülmesi gerektiği vurgulanmaktadır.
  • Devletlerin, insan hayatı ve sağlığını korumak amacıyla istisnai tedbirler yoluyla belirli temel ilkeleri ve özgürlükleri meşru olarak kısıtlayabileceği, ancak bu tedbirlerin kesinlikle gerekli ve orantılı olanlarla sınırlı olarak, yalnızca kriz süresince geçici olarak ve sonrasında parlamentolar ve mahkemeler tarafından derhal normal incelemeye konu edilmek kaydıyla yapılabileceği belirtilmektedir.
  • İlke son olarak ifade özgürlüğü, bilgiye erişim, basın özgürlüğü ve mahkemeler vasıtasıyla adalete erişim temel ilkelerine tam olarak uyulması gerektiğini belirtmektedir.

İlke 2- Ayrımcılık Yapmama

  • İlke ile COVID-19 krizinin milliyet veya başka kritere dayanan herhangi bir türdeki ayrımcılığın geçerli sebebi olamayacağı, devletler tarafından alınan bütün önlemlerin ayrımcı olmayan biçimde uygulanması ve arzu edilmeyen ayrımcılık etkilerine karşı dikkatle incelenmiş olması gerektiği vurgulanmaktadır.

İlke 3- Demokrasi

  • İlke ile COVID-19 salgını nedeniyle ortaya çıkan daha önce görülmemiş bu durumun geçici veya kalıcı olarak herhangi bir şekilde baskıcı veya otoriter bir aksiyon alınmasına neden olmaması gerektiği, demokratik kurumlara zarar verilmemesi gerektiği, vatandaşların demokratik hükümete erişim haklarının engellenmemesi gerektiği belirtilmektedir.
  • Olağanüstü hâl ilan edilmek suretiyle parlamentoların yetkilerinin elinden alınmaması gerektiği, imkân dahilinde ise önemli kararların gerekmekteyse teknolojinin de kullanılması ile bizzat parlamento tarafından alınması gerektiği ifade edilmektedir.

İlke 4- Kanun Yapma

  • Hükümetlerin, Parlamento tartışmalarını kısıtlamak suretiyle krizi suiistimal etmemeleri ve COVID-19 krizi ile ilgili olamayan önlem ve politikaları teşvik etmemeleri gerektiği belirtilmektedir. Bu gibi önlemler hakkında olağan döneme ilişkin Parlamento işlemleri ve kanun yapma süreçlerinin işletilmesi gerektiği ifade edilmektedir.
  • Mümkün olması halinde, COVID-19 krizine karşı hızlandırılmış veya kısıtlı prosedürler ile çıkartılan mevzuatın özellikle temel haklar açısından anayasa, AB hukuku ve üst sıradaki diğer yasalara uygun olduğundan emin olmak için gerekli tüm çabanın gösterilmesi gerektiği belirtilmektedir.

İlke- 5 Adalet Sistemi

  • Yargının, özellikle mümkün olması halinde güvenli video veya diğer uzak bağlantı araçları vasıtasıyla makul olarak uygulanabilir bütün imkanlar dahilinde yargılama işlemleri ve duruşmaları yürütmesi gerektiği ve her halükârda, acil durumlara ilişkin işlemleri yürütebilmek, hukuk devleti ilkesini korumak ve davacılara uygun yasal çareleri sağlamak amacıyla ve adil yargılanma hakkı çerçevesinde minimum seviyede faaliyetlerine devam etmesi gerektiği belirtilmektedir.
  • Ayrıca, tarafların haklarının acil durum nedeniyle zarar görmemesi adına devletler tarafından yargılama sürelerinin durdurulması ve bunlara ilişkin son günlerin uzatılmasına ilişkin gerekli önlemelerin alınması gerektiği belirtilmektedir.
  • Bunun yanında, hapishanelerde bulunanlar için uygun önlemlerin alınması gerektiği belirtilmektedir. Bunun mümkün olmaması halinde, topluma zararlı olmadığı düşünülenler, yaşlılar ve ciddi sağlık sorunları bulunanların geçici olarak salıverilmesi amacıyla uygun kurumlara yetki verilmesinin düşünülmesi gerektiği vurgulanmaktadır.
  • Ek olarak, COVID-19 önlemlerine ilişkin alınan tedbirlerin ihlali nedeniyle vatandaşlara uygulanan idari yaptırım ve idari para cezaların, hukukta yeterli temelinin bulunması gerektiği ve etkili bir yargı incelemesine tabi tutulması gerektiği belirtilmektedir.

İlke 6- Gizlilik ve Veri Güvenliği

  • Devletlerin, COVID-19 salgınını azalmak amacıyla ve sadece gerekli ölçüde, Telekom verileri de dahil olmak üzere, Genel Veri Koruma Yönetmeliği (‘’GDPR’’), diğer veri koruma kanunları ve Avrupa Birliği Temel Haklar Bildirgesi’ne uyumlu bir şekilde, kamu otoritelerinin ve işverenlerin kişisel veri işlemeyebilmelerine olanak sağlamaları gerektiği belirtilmektedir.
  • Özellikle sağlık verisi gibi hassas verilerin ve lokasyon verileri gibi müdahaleci veri işleme biçimlerinin, onay amacıyla veri koruma otoritelerine gönderilmesi gerektiği ve bunların kaynak kodlarının denetlenebilmesi amacıyla bir dizi bağımsız sivil toplum örgütleri ile paylaşılması gerektiği ifade edilmektedir. Bunun gibi uygulamaların kullanımının özgür iradeye dayalı olması gerektiği ve eğer zorunlu bir kullanım öngörülmekteyse bunun kanuna dayandırılması ve ilgili kanun kapsamında şartlarının açık bir şekilde belirtilmesi gerektiği vurgulanmaktadır.
  • Her halde, olağanüstü önemlere dayanak edilerek toplanan verilerin en geç COVID-19 krizinin sona ermesi ile birlikte tamamen anonimleştirilmesi veya silinmesi gerektiği ve veri toplayan yazılımların devre dışı bırakılması gerektiği belirtilmektedir.

İlke-7 Sınırlar ve Hareket Özgürlüğü

  • AB içindeki sınırların AB vatandaşları ve aile üyeleri için mümkün olduğu ölçüde açık tutulması gerektiği, AB Üye Ülkelerinin vatandaşlığı önemli olmaksızın mukimlerine izin vermesi gerektiği ve bireylerin evlerine dönebilmeleri için ülkeleri üzerinden transit geçişlere izin vermeleri gerektiği ifade edilmektedir.

İlke-8 Malların ve Hizmetlerin Serbest Dolaşımı

  • İlke, AB Üye Ülkelerinin, medikal ekipman ve diğer temel mallara ilişkin acil nakliyatların öncelikli olması kaydıyla, AB içindeki sınırlar arası mal ve hizmetlerin dolaşımına ilişkin engellere karşı mümkün olan bütün önlemlerin (örneğin “yeşil şerit- (green lanes)” aracılığıyla) alınması gerektiğini belirtmektedir. Ayrıca, malların ve hizmetlerin serbest dolaşımı ile ilgili iki taraflı veya çok taraflı anlaşmaların, bu anlaşmalara taraf olan AB üyesi olmayan devletlerle aynı koşullar altında tamamen yürürlükte kalması gerektiği vurgulanmaktadır.
  • COVID-19 krizinin, diğer AB Üye Ülkelerine gerçekleştirilecek ve AB içinde kullanılacak belirli malların ihracının veya belirli hizmetlerin sağlanmasının yasaklanmasına dayanak edilemeyeceği ifade edilmektedir. Ancak malların ihracına veya servisin sunulmasına izin verilmesi halinde ilgili ülke nüfusu bakımından acil bir durum oluşması ihtimalinin bu durumun istisnası olduğu belirtilmektedir.
  • Üye Ülkelerin, COVID-19 testleri pozitif çıkan veya buna ilişkin semptomlar gösteren yabancı nakliye işçileri hariç olmak üzere yukarıdaki ilkenin uygulanabilmesi amacıyla sınırları geçmesi gereken nakliye işçilerine karantina gerekliliklerini uygulamamaları gerektiği belirtilmekte, ancak üye ülkelerin bu işçilere ilişkin olarak bilime dayalı, ölçülü, ayrımcılık teşkil etmeyecek biçimde olması ve uygun biçimde duyurulması kaydıyla zorunlu sağlık belgesi dahil olmak üzere güvenlik şartlarının uygulanmasının mümkün olduğu belirtilmektedir.

İlke-9 İstihdam ve Ekonomi

  • Devletler tarafından alınan sokağa çıkma yasakları gibi önlemler nedeniyle işletmelerin veya işçilerin ekonomik olarak zarar görmeleri durumda buna ilişkin olumsuz ekonomik etkilerini azaltmak amacıyla makul ölçüde çaba gösterilmesi gerektiği, Devletlerin, AB Devlet yardımı politikasına uygun olarak ve tercihen AB üye ülkeleri ile ortak bir politika çerçevesinde yardımlarda bulunmaları gerektiği ayrıca iş kayıplarının azaltılması için özel çaba sarf edilmesi gerektiği ifade edilmektedir.
  • COVID-19 salgını ile ilgili işçi ve işverenlere yeterli ve güncel bilgi akışının sağlanması gerektiği, işçilerin ifa ettikleri göreve uygun olarak en üst standartlardaki sağlık ve güvenlik ekipmanlarının sağlanması gerektiği ve bunların mümkün olmaması durumunda ise evden çalışmalarına izin verilmeleri gerektiği belirtilmektedir.
  • Devletlerin AB veya ulusal düzeyde kamu kaynaklarıyla sübvanse edilen işletmelerin COVID-19 salgını neticesinde meydana gelmesi beklenen ekonomik bozulmalar ışığında finansal planlarını yeniden değerlendirmelerini sağlamaları ve mevcut koşullar altında temettü, ikramiye ve hissedarlara ve yönetime yapılacak diğer ödemelerden kaçınmaları noktasında değerlendirme yapmaları gerektiği belirtilmektedir.

İlke-10 İlişkilerin Uzaktan Devamlılığı

  • İlke, devletlerin sözleşmelerin imzalanabilmesi, yönetim kararlarının alınabilmesini ve noter tarafından onaylama ve noter katılımı ile gerçekleştirilenler dahil bütün diğer yasal işlemlerin uzaktan gerçekleştirilebilmesinin mümkün olduğundan emin olmaları gerektiğini belirtmektedir.
  • İlke kapsamında ayrıca devletlerin COVID-19 salgını nedeniyle alınan önlemlerin, devam eden sözleşmelerin ve diğer ilişkilerin ifalarının gerekli olan ölçüyü aşacak biçimde engellemediğinden emin olmaları ve mümkün olduğunca uzaktan ifaya izin verilmesi gerektiği ifade edilmektedir.

İlke- 11 Eğitim

  • Devletler, okul çağındaki çocukların, öğrencilerin, çırakların ve diğer bireylerin gelecek kariyerleri için vazgeçilmez olan ve halihazırda devam eden eğitim programlarının COVID-19 krizinden kalıcı bir zarar görmediğinden ve bireylerin önemli bir gecikme yaşamaksızın mezun olabilmeleri için uzaktan eğitim ve sınav imkanlarının sunulmasını sağlamaları gerektiğini belirtmektedir.

İlke-12 Moratoryum ve Borçların Düzenli Ödenmesi

  • COVID-19 salgını nedeniyle meydana gelmesi beklenen ekonomik bozulmanın en aza indirilmesi için, eğer gerekli ise, özellikle vergiler, kiralar ve krediler başta olmak üzere düzenli ödemeler hakkında moratoryum sağlanması gerektiğini, bu önlemlerin moratoryum süresi boyunca nihai vade tarihinin uzatılacak şekilde yapılması ve ödenmesi gereken tutarın veya diğer vergilerin veya sonraki taksitlerin herhangi bir şekilde artırılmayacak biçimde gerçekleşmesi gerektiği, aynı zamanda yasal zamanaşımı sürelerinin bu süre zarfında benzer şekilde askıya alınması gerektiği ifade edilmektedir.
  • Devletlerin, ayrıca kanuna ve hukuk sistemine uygun bir şekilde COVID-19 nakit akışı ve likidite üzerindeki önlemlerinin olumsuz etkilerinden bazılarından kaçınmak adına icra ve iflas işlemlerinin geçici olarak ertelemesi gerektiği belirtilmektedir.

İlke- 13 Mücbir Sebep ve Aşırı İfa Güçlüğü

  • COVID-19 salgını nedeniyle veya Devletlerin COVID-19 salgını ile ilişkili olarak aldıkları kararlar nedeniyle sözleşmelerin ifa edilmesi geçici veya kalıcı olarak engellenmiş ise, devletlerin mevcut kanunlar kapsamındaki imkansızlık ve mücbir sebep hükümlerinin etkili bir biçimde uygulandığından ve makul çözümler sunulduğundan emin olmaları gerektiği, özellikle bu durumlarda sözleşmeye bağlı riskin tahsisinin mevcut sözleşme, arka plandaki yasal rejimler ve iyi niyet ilkesi ışığında değerlendirilmesi gerektiği belirtilmektedir.
  • COVID-19 krizi ve salgına karşı alınan önlemler neticesinde, ifa maliyetinin önemli ölçüde artması da dahil olmak üzere ifanın aşırı derecede zorlaşması halinde (aşırı ifa güçlüğü ilkesi), Devletlerin, sözleşme veya kanun tarafından öngörülmemiş olsa dahi tarafların iyi niyet ilkesine uygun olarak yeniden pazarlık etmelerinin sağlandığından emin olmaları gerektiği belirtilmektedir.
  • Ek olarak, dayanışma ilkesi çerçevesinde Devletlerin, seyahat planlarının iptali gibi sözleşmeye dayalı ilişkilerin bozulmasının sonuçlarına ilişkin riskin, özellikle tüketici veya KOBİ gibi tek bir tarafın üstüne yüklenmemesi gerektiği belirtilmektedir.

İlke- 14 Basit İhmalden Sorumluluk İstisnası

  • Doktorların, sağlık uzmanlarının ve tıp sektöründeki diğer diğer sağlayıcılarının hizmet vermek zorunda oldukları acil ve dramatik koşullar göz önüne alındığında, Devletlerin, bu çalışanların, ağır ihmale ilişkin durumlar hariç olmak üzere, COVID-19 ile ilgili olumsuz olaylardan sorumlu tutulmamasını sağlamaları gerektiği belirtilmektedir.
  • Doğrudan COVID-19 krizi ile ilişkili hızlı ve zor kararlar almak zorunda kalan diğer uzmanlar ve kamu çalışanları için de aynı ilkenin geçerli olduğu belirtilmektedir.
  • Ancak bu ilkenin, mevcut bulunan belirli bir sorumluluk rejimi uyarınca sorumlu olan Devletin sorumlulukları bakımından geçerli olmadığı vurgulanmaktadır.

İlke- 15 Normale Dönüş

  • Ulusal hükümetlerin, uygulanabilir olduğu an acil durumdan çıkış ve hukukun üstünlüğü kuralına uygun olarak normale dönüş ve acil durum önlemlerinin sona ermesi hakkındaki planlarını yayımlamaları gerektiği belirtilmektedir.
  • Son olarak, Acil durum önlemlerinin sona ermesi ve normale dönme sürecinin AB kurumları tarafından takip edilmesi gerektiği ifade edilmektedir.


Sözleşmeler Hukuku hakkında daha fazla bilgi almak ve sorunuzu iletmek için info@guzeloglu.legal adresinden bize ulaşabilirsiniz.

Yazar: Abdülkadir Güzeloğlu & Tarık Kurban