Yazımızda tahkim anlaşmasının geçerliliği ve patolojik tahkim şartları ele alınmakta; tahkim iradesi, yazılı şekil, tahkime elverişlilik, belirlilik unsuru, ayrılabilirlik ve yetkiye karar verme ilkeleri ile etkili kloz tasarımı anlatılmaktadır.
Milletlerarası ticari sözleşmelerin müzakeresinde en sona bırakılan, çoğu zaman aceleyle ve şablondan kopyalanarak yazılan hüküm, uyuşmazlık çıktığında en önce tartışılan hüküm haline gelir. Tahkim şartı, sözleşme yürürlükteyken hiçbir işlev görmez; ancak taraflar arasındaki ilişki bozulduğunda, uyuşmazlığın nerede, kim tarafından ve hangi kurallara göre çözüleceğini belirleyen tek dayanak odur. Kötü kaleme alınmış bir tahkim şartı, tarafları yıllarca sürecek bir yetki tartışmasının içine sürükleyebilir; hatta tahkim yolunu tümüyle kapatarak, kaçınmak için özenle seçilmiş olan devlet yargısına geri döndürebilir. Uygulamada bu tür bozuk klozlar patolojik tahkim şartı olarak anılır ve maalesef son derece yaygındır. Bu makale, tahkim anlaşmasının geçerlilik unsurlarını, yazılı şekil şartını, tahkime elverişlilik sınırlarını, belirlilik gerekliliğini, ayrılabilirlik ve hakemin kendi yetkisi hakkında karar verme ilkelerini, patolojik kloz tiplerini ve etkili bir tahkim şartının nasıl tasarlanacağını kapsamlı biçimde incelemektedir.
1. Tahkim Anlaşması Kavramı ve Görünüm Biçimleri
Tahkim anlaşması, tarafların bir hukuki ilişkiden doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıklarının tamamının veya bir kısmının, devlet yargısı yerine hakem veya hakem kurulu tarafından çözülmesi konusundaki iradelerini ortaya koyan anlaşmadır. Bu anlaşma uygulamada iki farklı biçimde ortaya çıkar. Birinci biçim tahkim şartıdır; burada tahkim iradesi, asıl sözleşmenin içine yerleştirilmiş bir madde olarak, henüz uyuşmazlık doğmadan kararlaştırılır. Uygulamada karşılaşılan tahkim anlaşmalarının ezici çoğunluğu bu türdendir. İkinci biçim ise bağımsız tahkim sözleşmesidir; burada taraflar, uyuşmazlık doğduktan sonra ayrı bir sözleşme yaparak uyuşmazlığı tahkime götürmeyi kararlaştırırlar. Hukuki rejim her iki halde de esas itibarıyla aynıdır. Tahkim anlaşmasının hukuki niteliği bakımından önemli bir özellik, hem maddi hukuk hem usul hukuku boyutu taşımasıdır; bir yandan bir borçlar hukuku sözleşmesi olarak kurulur ve genel geçerlilik şartlarına tabidir, diğer yandan devlet yargısının yetkisini bertaraf eden usuli bir sonuç doğurur. Bu ikili nitelik, geçerlilik değerlendirmesinde hem sözleşme hukuku hem usul hukuku ölçütlerinin birlikte gözetilmesini gerektirir.
2. Uygulanacak Hukuki Çerçeve
Türk hukukunda tahkim anlaşmasının geçerliliği, uyuşmazlığın niteliğine göre farklı düzenlemeler çerçevesinde değerlendirilir. Yabancılık unsuru taşımayan, tümüyle iç hukuka ilişkin uyuşmazlıklarda Hukuk Muhakemeleri Kanununun tahkime ilişkin hükümleri uygulanır ve tahkim sözleşmesinin tanımı ile şekli bu kanunun ilgili maddesinde düzenlenmiştir. Yabancılık unsuru taşıyan ve tahkim yerinin Türkiye olarak belirlendiği veya tarafların yahut hakem kurulunun bu kanunun uygulanmasını seçtiği uyuşmazlıklarda ise Milletlerarası Tahkim Kanunu devreye girer; tahkim anlaşmasının tanımı ve şekli bu kanunun ilgili maddesinde düzenlenmiştir. Yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizi söz konusu olduğunda ise 1958 tarihli New York Sözleşmesinin ilgili maddesi uygulama alanı bulur. Bu üç düzenlemenin dikkat çekici özelliği, tahkim anlaşmasının geçerlilik şartlarını neredeyse birebir aynı ifadelerle belirlemeleridir. Bu paralellik, Türk hukukunda tahkim anlaşmasının geçerliliği bakımından yeknesak bir çerçeve oluşturur ve uygulamada öngörülebilirlik sağlar. Hangi düzenlemenin uygulanacağının doğru belirlenmesi yine de önemlidir; zira usul, süreler ve başvuru yolları bakımından farklılıklar bulunur.
3. Geçerliliğin Dört Unsuru
Bir tahkim anlaşmasının geçerli sayılabilmesi için dört özel unsurun bir arada bulunması gerekir. Birinci unsur tahkim iradesidir; tarafların uyuşmazlığı kesin olarak tahkim yoluyla çözme konusunda açık ve tereddütsüz bir iradeye sahip olması aranır. İkinci unsur yazılı şekildir; tahkim anlaşmasının yazılı biçimde yapılması, ispat şartı değil geçerlilik şartıdır. Üçüncü unsur tahkime elverişliliktir; uyuşmazlığın konusunun, kanunen tahkim yoluyla çözülebilir nitelikte olması gerekir. Dördüncü unsur belirlilik veya belirlenebilirliktir; tahkime konu uyuşmazlığın belirli olması ya da en azından belirlenebilir olması aranır. Bu dört özel unsurun yanında, tahkim anlaşmasının borçlar hukuku anlamındaki genel geçerlilik şartlarını da taşıması gerekir; tarafların ehliyeti, iradenin sağlıklı biçimde oluşması, konunun hukuka ve ahlaka uygunluğu gibi genel şartlar burada da aranır. Bu unsurlardan herhangi birinin eksikliği, tahkim anlaşmasını geçersiz kılar ve uyuşmazlığın devlet yargısında görülmesi sonucunu doğurur. Bu sebeple bir tahkim şartı kaleme alınırken, dört unsurun her birinin karşılandığından emin olunmalıdır.
4. Tahkim İradesinin Kesinliği
Geçerlilik unsurları arasında uygulamada en çok soruna yol açan, tahkim iradesinin kesinliğidir. Yargıtayın yerleşik içtihadına göre, geçerli bir tahkim şartının varlığından söz edilebilmesi için uyuşmazlığın kesin olarak hakemde çözüleceğinin kararlaştırılmış olması gerekir; kesin iradeyi ortadan kaldıran ya da zayıflatan kayıtlar, tahkim sözleşmesini veya şartını geçersiz kılar. Bu içtihat, uygulamada çok sayıda klozun akıbetini belirlemiştir. Örneğin, uyuşmazlıkların tahkim yoluyla çözülebileceğini söyleyen, ancak bunu bir imkan gibi sunan ifadeler kesin irade taşımaz. Aynı şekilde, tarafların uyuşmazlığı tahkime götürmeyi düşünebilecekleri ya da tahkime başvurmayı deneyebilecekleri yönündeki yumuşak ifadeler de geçerli bir tahkim iradesi oluşturmaz. Daha sık karşılaşılan ve daha tehlikeli olan durum, aynı sözleşmede hem tahkim şartının hem de bir mahkemenin yetkili kılındığı yetki şartının bulunmasıdır; bu çelişki, tahkim iradesinin kesinliğini zedeler ve klozun geçersizliğine yol açabilir. Bu sebeple tahkim şartı yazılırken, uyuşmazlığın kesin ve münhasır biçimde tahkimle çözüleceğinin tereddüde yer bırakmayacak biçimde ifade edilmesi zorunludur.
5. Yazılı Şekil Şartı
Tahkim anlaşmasının yazılı şekilde yapılması, hem Hukuk Muhakemeleri Kanununda hem Milletlerarası Tahkim Kanununda hem de New York Sözleşmesinde öngörülmüş bir geçerlilik şartıdır. Bu şartın ihlali, tahkim anlaşmasını hükümsüz kılar. Ancak yazılı şekilden ne anlaşılması gerektiği, üzerinde durulması gereken bir konudur ve kanun bu konuda esneklik tanır. Yazılı şeklin ne şekilde yerine getirilmiş sayılacağı, ilgili hükümlerde örnekler sayılarak gösterilmiştir; tarafların imzaladığı bir belgede yer alması bunun en açık halidir, ancak taraflar arasında teati edilen mektup, telgraf veya elektronik ortamdaki yazışmalarda tahkim iradesinin yer alması da yazılı şekil şartını karşılayabilir. Ayrıca, bir sözleşmede tahkim şartı içeren başka bir belgeye yapılan atıf da, bu atfın tahkim şartını sözleşmenin parçası haline getirecek nitelikte olması kaydıyla yeterli sayılabilir. Yargıtay uygulamasında, yazılılık şartının yanında tarafların imzasının da arandığı kararlar bulunmakla birlikte, yazılılığı daha esnek yorumlayan kararlara da rastlanır. Bu belirsizlik, uygulamada tahkim şartının açıkça ve imzalı bir metinde yer almasının en güvenli yol olduğunu gösterir.
6. Tahkime Elverişlilik
Her uyuşmazlık tahkim yoluyla çözülemez. Tahkime elverişlilik, tarafların iradeleriyle tahkime götürebilecekleri uyuşmazlık alanlarını ifade eder ve bu sınır kanunla çizilmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Milletlerarası Tahkim Kanununun ilgili hükümleri, tahkime elverişli olmayan uyuşmazlıkları belirler. Bu kapsamda, taşınmazlar üzerindeki ayni haklara ilişkin uyuşmazlıklar, özellikle tapu iptali ve tescil talepleri tahkime elverişli değildir. Aynı şekilde, tarafların iradesine tabi olmayan, yani üzerinde serbestçe tasarruf edilemeyen uyuşmazlıklar da tahkim dışındadır; boşanma, babalık ve vatandaşlık gibi kişi hallerine ilişkin davalar bu gruptadır. İflas talebi de tahkime elverişli değildir. İş sözleşmesinden doğan ve kamu düzenine ilişkin uyuşmazlıklar bakımından da belirli sınırlamalar bulunur. Fikri mülkiyet alanında ise ayrım yapmak gerekir; marka ve patent hukukunda tarafların iradi alanında kalan lisans ve sözleşme uyuşmazlıkları tahkime elverişli kabul edilirken, tescilli hakkın hükümsüzlüğüne ilişkin talepler tartışmalıdır. Elverişlilik değerlendirmesinin sözleşme aşamasında yapılması, ileride tahkim yolunun tıkanmasını önler.
7. Belirlilik ve Belirlenebilirlik
Tahkim anlaşmasının geçerli olabilmesi için, tahkime konu edilen uyuşmazlığın belirli ya da belirlenebilir olması gerekir. Hem Hukuk Muhakemeleri Kanunundaki hem Milletlerarası Tahkim Kanunundaki tanımlarda, tahkimin bir sözleşmeden veya sözleşme dışı bir hukuki ilişkiden doğmuş ya da doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin olacağı ifade edilir. Bu ifade, belirlilik şartının nasıl karşılanacağını da gösterir. Belirli bir hukuki ilişkiden doğacak uyuşmazlıkların tahkim yoluyla çözüleceğinin kararlaştırılmış olması halinde, uyuşmazlık belirli sayılır; her bir uyuşmazlığın tek tek sayılması gerekmez. Nitekim uygulamada tahkim şartları, ilgili sözleşmeden doğan veya sözleşmeyle bağlantılı tüm uyuşmazlıkları kapsayacak biçimde geniş yazılır ve bu yaklaşım doğrudur. Buna karşılık, tahkim şartının kapsamının dar veya muğlak yazılması ciddi sorunlara yol açar; örneğin yalnızca sözleşmenin yorumundan doğan uyuşmazlıkları tahkime bırakan bir kloz, sözleşmenin geçerliliğine veya haksız fiile dayanan talepler bakımından yetki tartışması doğurur. Kapsamın geniş ve kapsayıcı biçimde belirlenmesi, bu tür bölünmeleri önler.
8. Ayrılabilirlik İlkesi
Tahkim hukukunun temel taşlarından biri ayrılabilirlik ilkesidir. Bu ilkeye göre tahkim anlaşması, içinde yer aldığı asıl sözleşmeden bağımsız ve ayrı bir anlaşma sayılır; asıl sözleşmenin geçersizliği tahkim anlaşmasının geçerliliğini etkilemez. Hukuk Muhakemeleri Kanunu bu ilkeyi açık biçimde düzenlemiş ve tahkim sözleşmesine karşı asıl sözleşmenin geçerli olmadığı itirazında bulunulamayacağını hükme bağlamıştır. Yargıtay kararlarında da tahkim anlaşmasının esas sözleşmeden bağımsız, ondan ayrı bir anlaşma olduğu, tahkim klozunun geçerliliğinin esas sözleşmenin geçerliliğine bağlı bulunmadığı açıkça ifade edilmiştir. Bu ilkenin pratik işlevi son derece önemlidir. Ayrılabilirlik olmasaydı, tahkimden kaçmak isteyen bir taraf yalnızca asıl sözleşmenin geçersiz olduğunu ileri sürerek tahkim yolunu tıkayabilir ve uyuşmazlığı devlet yargısına taşıyabilirdi. Ayrılabilirlik ilkesi bu kolaycılığın önüne geçer ve tarafların tahkim iradesini korur. Aynı hüküm, tahkim sözleşmesinin henüz doğmamış bir uyuşmazlığa ilişkin olduğu itirazının da ileri sürülemeyeceğini öngörür; bu da ileriye dönük tahkim şartlarının geçerliliğini güvence altına alır.
9. Hakemin Kendi Yetkisi Hakkında Karar Vermesi
Ayrılabilirlik ilkesini tamamlayan ikinci temel ilke, hakem veya hakem kurulunun kendi yetkisi hakkında karar verme yetkisidir. Bu ilke uyarınca, tahkim anlaşmasının varlığına, geçerliliğine veya kapsamına ilişkin itirazları öncelikle hakem kurulu değerlendirir. Kanun, sözleşme gereği tahkim yoluyla çözülecek bir uyuşmazlığın doğmuş olup olmadığının hakem veya hakemler tarafından kararlaştırılacağını öngörmüştür. Bu düzenlemenin amacı, yetki tartışmalarının en baştan devlet mahkemelerine taşınarak tahkim sürecinin sürüncemede bırakılmasını önlemektir. Bu ilke, tahkim kurulunun yetkisi hakkındaki kararının kesin ve denetimden muaf olduğu anlamına gelmez; hakem kurulunun yetkili olduğuna dair kararı, nihai karar üzerinde yürütülecek iptal denetiminde ya da tenfiz aşamasında yeniden değerlendirilebilir. Yani ilke, denetimi ortadan kaldırmaz, yalnızca sıralamayı belirler; önce hakem karar verir, denetim sonraya bırakılır. Bu iki ilke birlikte, tahkim anlaşmasının işlevselliğini koruyan ve tarafların iradesinin kolayca bertaraf edilmesini önleyen bir güvence sistemi oluşturur.
10. Patolojik Tahkim Şartları
Uygulamada geçerlilik unsurlarını tam karşılamayan veya işletilmesi imkansız hale gelen tahkim klozları, patolojik tahkim şartı olarak anılır. Bu klozların en yaygın tipleri şunlardır. Birincisi, kesin irade taşımayan, tahkimi bir seçenek gibi sunan klozlardır. İkincisi, aynı sözleşmede hem tahkim şartının hem mahkeme yetki şartının bulunduğu çelişkili klozlardır. Üçüncüsü, var olmayan bir tahkim kurumuna atıf yapan veya kurum adını yanlış yazan klozlardır; hatalı kurum adı bazen yorumla düzeltilebilirse de, bu her zaman mümkün olmaz. Dördüncüsü, tahkim kurumuyla tahkim kurallarının birbirine karıştırıldığı, bir kurumun diğerinin kurallarını uygulamasının öngörüldüğü klozlardır. Beşincisi, hakem sayısı, atama usulü veya tahkim yeri konusunda çelişkili ya da uygulanamaz düzenlemeler içeren klozlardır. Altıncısı, tahkim öncesi zorunlu müzakere veya arabuluculuk aşamasının belirsiz biçimde düzenlendiği ve bu aşamanın tamamlanıp tamamlanmadığının tartışmaya açık kaldığı klozlardır. Bu klozların ortak sonucu, esasa girilmeden önce yetki tartışmasıyla zaman ve maliyet kaybedilmesi, bazı hallerde ise tahkim yolunun tümüyle kapanmasıdır.
11. Asimetrik ve Seçimlik Klozlar
Uygulamada tartışmalı bir kloz tipi, taraflardan yalnızca birine tahkime ya da mahkemeye başvurma konusunda seçim hakkı tanıyan asimetrik klozlardır. Bu tür düzenlemeler, özellikle kredi ve finansman sözleşmelerinde, güçlü konumdaki tarafın lehine yaygın biçimde kullanılır; kredi veren kuruma hem tahkime hem mahkemeye gitme imkanı tanınırken, karşı taraf yalnızca bir yolla bağlı tutulur. Bu klozların geçerliliği, farklı hukuk sistemlerinde farklı biçimde değerlendirilir ve Türk hukuku bakımından da tartışmalıdır. Türk hukukundaki hakim yaklaşım, tahkim iradesinin kesinliği ölçütünü esas alır; tarafların uyuşmazlığın kesin olarak tahkimle çözüleceği konusunda mutabık olmadığı, taraflardan birine mahkemeye gitme imkanı bırakıldığı hallerde, kesin tahkim iradesinin bulunmadığı gerekçesiyle klozun geçersizliği sonucuna varılabilmektedir. Benzer bir tartışma, her iki tarafa da seçim hakkı tanıyan klozlar bakımından geçerlidir. Bu belirsizlik karşısında pratik tavsiye açıktır; milletlerarası ticari sözleşmelerde, taraflara seçim hakkı tanımayan, uyuşmazlığın münhasıran ve kesin olarak tahkimle çözüleceğini öngören simetrik klozlar tercih edilmelidir.
12. Etkili Bir Tahkim Şartının Unsurları
İyi tasarlanmış bir tahkim şartı, birkaç unsuru tereddüde yer bırakmayacak biçimde içermelidir. Birinci unsur, tahkim iradesinin kesin ve münhasır olarak ifade edilmesidir; uyuşmazlığın nihai olarak tahkimle çözüleceği açıkça yazılmalıdır. İkinci unsur, kapsamın geniş belirlenmesidir; sözleşmeden doğan veya sözleşmeyle bağlantılı tüm uyuşmazlıkların, sözleşmenin geçerliliği, yorumu, ihlali ve sona ermesine ilişkin talepler dahil olmak üzere tahkime tabi olacağı belirtilmelidir. Üçüncü unsur, tahkim kurumunun ve uygulanacak tahkim kurallarının doğru ve tam adıyla yazılmasıdır. Dördüncü unsur, tahkim yerinin belirlenmesidir; tahkim yeri yalnızca coğrafi bir tercih değil, iptal davasında yetkili mahkemeyi ve uygulanacak usul hukukunu belirleyen kritik bir seçimdir. Beşinci unsur, hakem sayısı ve atama usulüdür. Altıncı unsur, tahkim dilidir. Yedinci unsur, esasa uygulanacak hukukun belirlenmesidir; bu, tahkim şartından ayrı ancak onunla uyumlu düzenlenmesi gereken bir husustur. Kurumsal tahkim merkezlerinin yayımladığı model klozların kullanılması, bu unsurların eksiksiz karşılanmasını sağlayan en güvenli yoldur.
13. Çok Katmanlı Uyuşmazlık Çözüm Klozları
Uygulamada sıkça karşılaşılan bir yapı, tahkimden önce müzakere veya arabuluculuk aşamasını zorunlu kılan çok katmanlı klozlardır. Bu yapının amacı, uyuşmazlığın maliyetli bir tahkim sürecine girmeden dostane yollarla çözülmesine imkan tanımaktır ve amaç bakımından yerindedir. Ancak bu klozlar, dikkatli yazılmadıklarında ciddi sorun kaynağına dönüşür. Temel sorun, ön aşamanın tamamlanıp tamamlanmadığının tartışmaya açık kalmasıdır; müzakerenin ne zaman başladığı, ne kadar süreceği, hangi şartlarda başarısız sayılacağı belirsizse, karşı taraf tahkim talebine karşı ön aşamanın tüketilmediği itirazını ileri sürebilir ve süreç en baştan tıkanabilir. Bu riski önlemek için ön aşama, kesin sürelere ve açık başlangıç ile bitiş ölçütlerine bağlanmalıdır; örneğin yazılı bildirimden itibaren belirli bir gün sayısı içinde anlaşma sağlanamazsa aşamanın tamamlanmış sayılacağı açıkça yazılmalıdır. Ayrıca ön aşamanın zamanaşımı ve hak düşürücü süreler üzerindeki etkisi de düşünülmeli, gerekirse sürelerin duracağına ilişkin düzenleme eklenmelidir.
14. Geçersizliğin Sonuçları ve Uyuşmazlık Anında Yapılacaklar
Tahkim anlaşmasının geçersiz sayılmasının sonucu, tahkim yolunun kapanması ve uyuşmazlığın devlet yargısında görülmesidir. Bu sonuç, tahkimi bilinçli olarak tercih etmiş taraflar için ciddi bir hayal kırıklığı yaratır; özellikle yabancı taraflar bakımından, kaçınmak istedikleri bir yargı düzeninde ve bilmedikleri bir usulle yargılanmak anlamına gelir. Geçersizlik iddiası uygulamada iki noktada gündeme gelir. Birincisi, tahkim yargılamasının başında yetki itirazı olarak ileri sürülür ve hakem kurulu tarafından değerlendirilir. İkincisi, nihai karar sonrasında iptal davasında veya tenfiz aşamasında yeniden tartışılır; geçerli bir tahkim anlaşmasının bulunmaması, hem iptal hem tenfizin reddi sebebidir. Bu sebeple bir uyuşmazlık doğduğunda atılması gereken ilk adım, tahkim şartının dikkatle okunması ve geçerliliğinin değerlendirilmesidir. Klozda bir zayıflık varsa, buna rağmen tahkime gitmenin riski ile devlet yargısına başvurmanın sonuçları karşılaştırılmalıdır. Uyuşmazlık doğduktan sonra tarafların yeni bir tahkim sözleşmesi yaparak bozuk klozu onarmaları da mümkündür; ancak bu, karşı tarafın işbirliğini gerektirir ve uygulamada nadiren gerçekleşir.
15. Sonuç ve Pratik Tavsiyeler
Tahkim şartı, sözleşmenin en sona bırakılan ancak uyuşmazlık anında en belirleyici hale gelen hükmüdür. Bu alandaki temel hususlar şu şekilde özetlenebilir. Tahkim anlaşmasının geçerliliği dört unsura bağlıdır; kesin tahkim iradesi, yazılı şekil, tahkime elverişlilik ve belirlilik. Bu unsurlar hem Hukuk Muhakemeleri Kanununda hem Milletlerarası Tahkim Kanununda hem New York Sözleşmesinde neredeyse aynı biçimde düzenlenmiştir. Yazılı şekil bir geçerlilik şartıdır ve en güvenli yol, tahkim şartının imzalı bir metinde açıkça yer almasıdır. Yargıtay kesin irade arar; tahkimi bir imkan gibi sunan veya mahkeme yetkisiyle çelişen klozlar geçersiz sayılabilir. Ayrılabilirlik ilkesi sayesinde asıl sözleşmenin geçersizliği tahkim şartını etkilemez ve hakem kurulu kendi yetkisi hakkında öncelikle karar verir. Elverişlilik sınırları sözleşme aşamasında değerlendirilmeli, taşınmaz ayni hakları ve kişi hallerine ilişkin talepler bakımından tahkimin işlemeyeceği bilinmelidir. Kloz yazılırken kurum, kurallar, tahkim yeri, hakem sayısı ve dil eksiksiz belirtilmeli, kurumsal model klozlar esas alınmalıdır. Çok katmanlı klozlarda ön aşama kesin sürelere bağlanmalıdır. En önemlisi, tahkim şartının şablondan kopyalanmak yerine somut ilişkiye göre tasarlanmasıdır.
Tahkim anlaşmasının geçerliliği, tahkim hukukunun ve milletlerarası sözleşme hukukunun diğer alanlarıyla yakından ilişkilidir. Hakem kararlarının Türkiye'de sonuç doğurmasını ele aldığımız yabancı hakem kararlarının Türkiye'de tenfizi ve 1958 New York Sözleşmesi yazımız ve uyuşmazlık çözüm klozuyla birlikte düzenlenmesi gereken milletlerarası ticari sözleşmelerde hukuk seçimi ve yetki anlaşması incelememiz, tahkim anlaşmasıyla bağlantılı konuları ele almaktadır.
Tahkim şartlarının tasarlanması, tahkim anlaşmalarının geçerliliğine ilişkin değerlendirme, yetki itirazları ve milletlerarası tahkim yargılamalarının yürütülmesi konularında danışmanlık almak için info@guzeloglu.legal adresinden bize ulaşabilirsiniz.