Yazımızda tahkimde geçici hukuki koruma yolları ele alınmakta; acil durum hakemi ve kararların Türkiye'de icra edilebilirliği anlatılmaktadır.
Tahkim yargılamaları aylar, çoğu zaman yıllar sürer. Bu süre içinde karşı tarafın malvarlığını elden çıkarması, haksız yere teminat mektubunu nakde çevirmesi, gizli bilgileri kullanması veya delillerin kaybolması, sonunda alınacak hakem kararını değersiz hale getirebilir. Bu nedenle tahkimde geçici hukuki koruma, çoğu zaman esas hakkındaki karar kadar önemlidir. Tahkim şartı bulunan bir sözleşmede acil koruma ihtiyacı doğduğunda üç yol vardır: devlet mahkemesine başvurmak, hakem heyetinden tedbir istemek veya henüz hakem heyeti oluşmamışsa acil durum hakemine başvurmak. Hangi yolun seçileceği; tahkimin iç tahkim mi milletlerarası tahkim mi olduğuna, tedbirin üçüncü kişileri bağlayıp bağlamayacağına ve kararın nerede uygulanacağına göre değişir. Yazımızda bu üç yol, Milletlerarası Tahkim Kanunu (MTK) ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) arasındaki önemli farklar, acil durum hakemi kararlarının Türkiye'de icra edilebilirliği ve tahkim şartı tasarımına ilişkin öneriler ele alınmaktadır.
1. Üç Yol: Devlet Mahkemesi, Hakem Heyeti ve Acil Durum Hakemi
- Devlet mahkemesi: İhtiyati tedbir, ihtiyati haciz ve delil tespiti kararı verebilir. Kararları doğrudan icra edilebilir ve üçüncü kişileri, örneğin bankaları ve tapu müdürlüklerini bağlayabilir.
- Hakem heyeti: Oluştuktan sonra taraflar arasında geçici tedbir kararı verebilir. Uyuşmazlığı en iyi bilen merci olması avantajdır; ancak kararlarının icrası için çoğu zaman mahkemenin yardımı gerekir.
- Acil durum hakemi: Kurum kurallarında öngörülmüşse, hakem heyeti oluşmadan önce birkaç gün içinde atanır ve kısa sürede geçici tedbir kararı verir. Hızlıdır ve uyuşmazlığın tahkim içinde kalmasını sağlar; ancak Türkiye'de icra edilebilirliği tartışmalıdır.
2. Devlet Mahkemesinden Geçici Hukuki Koruma: MTK ile HMK Arasındaki Önemli Fark
Bu konuda milletlerarası tahkim ile iç tahkim arasında uygulamada sıkça gözden kaçan bir fark bulunmaktadır.
- Milletlerarası tahkim (MTK m.6): Taraflardan birinin tahkim yargılamasından önce veya yargılama sırasında mahkemeden ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz talep etmesi, tahkim anlaşmasına aykırılık teşkil etmez. Mahkemeye başvuru serbesttir.
- İç tahkim (HMK m.414): Mahkemeden ihtiyati tedbir veya delil tespiti, kural olarak ancak hakem veya hakem heyetinin ya da bu yetkinin verildiği kişinin zamanında veya etkili şekilde hareket edemeyeceği hallerde istenebilir. Bu haller dışında mahkemeye başvuru, hakem heyetinin izni veya tarafların yazılı anlaşmasıyla mümkündür.
Hakem heyeti henüz oluşmamışsa, acil bir durumda "zamanında hareket edememe" şartı genellikle gerçekleşir. Ancak hakem heyeti oluştuktan sonra iç tahkimde doğrudan mahkemeye başvurmak, bu şartların ispatını gerektirir. Kurum kurallarında acil durum hakemi öngörülmüşse, mahkemenin acil durum hakeminin de "zamanında hareket edemeyeceğinin" gösterilmesini araması ihtimali de değerlendirilmelidir.
Her iki rejimde de mahkemece verilen geçici koruma kararı, hakem kararının icra edilebilir hale gelmesiyle veya talebin hakem heyetince reddedilmesiyle kendiliğinden kalkar. Dava açılmadan önce alınan tedbirlerde HMK'nın öngördüğü kısa süre içinde tahkimin başlatılması gerekir. Mahkeme, tedbir talep edenden, haksız çıkması halinde karşı tarafın uğrayabileceği zarara karşı teminat ister.
3. Hakem Heyetinin Geçici Tedbirleri
Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça hakem heyeti, tahkim yargılaması sırasında taraflardan birinin talebi üzerine geçici tedbir kararı verebilir ve bunu uygun bir teminat gösterilmesi şartına bağlayabilir. Hakem heyetinin tedbirleri çoğunlukla taraflar arasındaki davranışlara ilişkindir: mevcut durumun korunması, sözleşmenin feshinden veya teminatın nakde çevrilmesinden kaçınılması, gizli bilgilerin kullanılmaması, delillerin korunması ya da belirli bir malın elden çıkarılmaması gibi.
Milletlerarası tahkimde hakem heyeti, icra yoluyla yerine getirilmesi gereken, resmî makamlarca yapılması gereken veya üçüncü kişileri bağlayan tedbir kararı veremez. Bu nedenle bankaya ödeme yapmama talimatı verilmesi veya tapu kaydına şerh konulması gibi tedbirler için devlet mahkemesine başvurmak gerekir.
Hakem heyetinin tedbirine uyulmaması halinde, milletlerarası tahkimde karşı taraf kararın yerine getirilmesi için mahkemenin yardımını talep edebilir (MTK m.6). İç tahkimde ise mahkeme, geçerli bir tahkim sözleşmesinin varlığı halinde hakem heyetinin verdiği tedbirin icrasına karar verebilir (HMK m.414). Tedbire uyulmaması ayrıca hakem heyetinin esas hakkındaki değerlendirmesinde ve yargılama giderlerinin paylaştırılmasında da tarafın aleyhine sonuç doğurabilir.
4. Acil Durum Hakemi
Acil durum hakemi, hakem heyeti oluşmadan önce ortaya çıkan acil koruma ihtiyaçları için kurum tarafından atanan tek hakemdir. Başlıca tahkim kurumlarının kurallarında yer alır; İstanbul Tahkim Merkezi (ISTAC) ve İstanbul Ticaret Odası Tahkim ve Arabuluculuk Merkezi (İTOTAM) kuralları da acil durum hakemi düzenlemesi içerir.
ICC Tahkim Kuralları bu konuda iyi bir örnektir:
- Acil durum hakemi, mümkün olan en kısa sürede ve kural olarak iki gün içinde atanır.
- Karar, dosyanın acil durum hakemine iletilmesinden itibaren kural olarak 15 gün içinde verilir.
- Başvurudan itibaren 10 gün içinde tahkim talebinin sunulmaması halinde acil durum hakemi süreci sona erdirilir.
- Karar bir "talimat" (order) niteliğindedir ve taraflar için bağlayıcıdır; ancak hakem heyeti oluştuktan sonra heyet tarafından değiştirilebilir veya kaldırılabilir.
- Kurallar, 1 Ocak 2012'den sonra yapılan tahkim anlaşmalarına uygulanır ve taraflar acil durum hakemi düzenlemesini açıkça hariç tutabilir.
Acil durum hakeminin kararı da yalnızca taraflar arasında etkilidir; üçüncü kişileri bağlayan tedbirler bu yoldan elde edilemez.
5. Acil Durum Hakemi Kararlarının Türkiye'de İcra Edilebilirliği
Türk hukukunda acil durum hakemi kararlarının icrasını düzenleyen açık bir hüküm bulunmamaktadır. Tartışma iki eksende yürümektedir:
- Türkiye'de görülen tahkimlerde: MTK m.6 ve HMK m.414'teki mahkeme yardımının, "hakem veya hakem heyeti" kavramına acil durum hakemini de dahil ederek uygulanıp uygulanamayacağı tartışmalıdır. Mahkemenin bu durumda yalnızca şekli bir inceleme mi yapacağı, yoksa tedbir şartlarını yeniden mi değerlendireceği de doktrinde farklı görüşlere konu olmaktadır.
- Yurt dışında verilen kararlarda: Acil durum hakemi kararlarının 1958 New York Sözleşmesi kapsamında tenfiz edilebilir bir "hakem kararı" olup olmadığı, kararın kesin olmaması nedeniyle tartışmalıdır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 11.06.2019 tarihli ve 2017/3469 E., 2019/4259 K. sayılı kararı bu tartışmada önemli bir dayanaktır. Karar, kısmi bir ICC hakem kararının tenfizinde Sözleşme'nin kesinlik değil bağlayıcılık aradığını kabul etmiştir. Bu yaklaşımın acil durum hakemi kararlarına da uygulanabileceği savunulmaktadır, ancak bu konuda yerleşik bir uygulama henüz oluşmamıştır.
Uygulamada acil durum hakemi kararlarına çoğunlukla gönüllü olarak uyulmaktadır, çünkü karara aykırılık sonradan oluşacak hakem heyeti önünde tazminat ve yargılama gideri sonuçları doğurabilir. Bununla birlikte karşı tarafın uymama ihtimalinin yüksek olduğu veya üçüncü kişileri bağlayan bir tedbir gerektiği durumlarda devlet mahkemesine başvurmak daha güvenli bir yoldur.
6. Hangi Durumda Hangi Yol?
- Teminat mektubunun nakde çevrilmesinin durdurulması: Bankaya yönelik bir tedbir gerektiğinden devlet mahkemesi. Bu konudaki ölçütleri teminat mektupları yazımızda ele almıştık.
- Malvarlığının dondurulması: İhtiyati haciz ve tapu veya banka kayıtlarına yönelik tedbirler için devlet mahkemesi.
- Taraflar arasındaki davranışlar: Sözleşmenin feshinden kaçınılması, tedarikin sürdürülmesi, gizliliğin korunması veya rekabet yasağına uyulması gibi tedbirler için acil durum hakemi veya hakem heyeti uygun olabilir.
- Delillerin korunması: Devlet mahkemesinden delil tespiti veya hakem heyetinden delillerin korunmasına ilişkin tedbir.
- Yurt dışındaki varlıklar: Varlıkların bulunduğu ülkenin mahkemeleri ya da o ülkede icra edilebilirliği daha güçlü olan bir hakem tedbiri.
7. Tahkim Şartı Tasarımı İçin Öneriler
- Acil durum hakemi düzenlemesi içeren bir kurum seçin veya bu düzenlemenin uygulanmasını istemiyorsanız açıkça hariç tutun.
- İç tahkime tabi sözleşmelerde, HMK m.414'teki sınırlamayı aşmak için tarafların devlet mahkemesinden geçici hukuki koruma talep edebileceğini tahkim şartında yazılı olarak kararlaştırın.
- Milletlerarası tahkimde de mahkemeye başvurunun tahkim anlaşmasına aykırı sayılmayacağını açıkça belirtmek, yabancı tahkim yerlerinde ortaya çıkabilecek tartışmaları önler.
- Tahkim yerini ve kurumu, geçici tedbirlerin uygulanacağı ülkeler ve bu ülkelerdeki icra imkânları dikkate alınarak seçin.
- Teminat mektubu, ödeme ve tedarik yükümlülükleri içeren sözleşmelerde hangi durumlarda devlet mahkemesine başvurulacağını önceden planlayın.
Tahkim şartının genel tasarımını ve sık yapılan hataları bu yazımızda ele almıştık.
8. Sonuç
Tahkimde geçici hukuki koruma, doğru yolun doğru zamanda seçilmesini gerektirir. Öne çıkan hususlar şöyle özetlenebilir:
- Acil koruma için devlet mahkemesi, hakem heyeti ve acil durum hakemi olmak üzere üç yol vardır; her birinin hız, kapsam ve icra kabiliyeti farklıdır.
- Milletlerarası tahkimde mahkemeye başvuru serbesttir. İç tahkimde ise hakem heyetinin zamanında hareket edemeyeceği haller dışında hakem izni veya tarafların yazılı anlaşması gerekir.
- Hakem heyeti ve acil durum hakemi üçüncü kişileri bağlayan tedbir veremez; banka ve tapu tedbirleri için mahkemeye gidilmelidir.
- Hakem tedbirlerinin icrası için mahkemenin yardımı istenebilir.
- Acil durum hakemi kararlarının Türkiye'de icra edilebilirliği tartışmalıdır; Yargıtay'ın kısmi hakem kararlarına ilişkin bağlayıcılık yaklaşımı önemli bir dayanak sunmaktadır.
- Geçici hukuki koruma ihtiyacı, tahkim şartı yazılırken düşünülmelidir.
Ulusal ve milletlerarası tahkim yargılamalarında ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz ve acil durum hakemi başvuruları, hakem tedbirlerinin icrası ve tahkim şartlarının tasarımı konularında destek için info@guzeloglu.legal adresinden bizimle iletişime geçebilirsiniz.